Yine araya bir sürü zaman girdi. Bense içimdekileri, yüreğimde yaşattıklarımı, bundan da öte yaşadıklarımı anlatmaya bir türlü fırsat bulamadım..
Ardı arkasıya yaşanan üzüntüler, küçük mutluluklarımı anlatmaya ve Palyanço benin palyançoluğunu ortaya çıkartmasına engel oldu ne yazık ki :(
Ama buradayım işte.. Hatta yoğu istek üzerine ;)
NOT : bu notu buraya yazım bittikten sonra yazıyorum.. okuyabilirmisiniz bilmiyorum ama umarım sabredebilirsiniz.. gevezeliğim tuttu sanırım, fazla uzun oldu :))Olup bitenleri anlatmadan önce, Allah'ıma şükürler olsun demek istiyorum. Anneannem şükredildiği zaman, şükredilen şeyin daha da arttığını söylemişti.. Ve şükürler olsun diyorum ki; babamın sağlığı şimdi çok daha iyi.. Hatta tam "dede" kıvamına geldi diyebilirim :))
Ne komik değil mi? Dede kıvamı :)) Sankik kek, çörek yapıyorum :)) Yaa.. gülmeyin ama gerçekten öyle ;)
Yatmaktan iyice bunaldığı için, bir kolay sinirlenip söylenmeler baş gösterdi babamda.. herşeye bir kulp takıp, 'amaaann' demeler.. ve tuz biber misali üstünede karadeniz inadımızda katılınca ayrı bir tatlı oluyor yanii :)) ama tüm bu hallerimiz Annem'e ;) her ne kadar arada şakanın dozunu kaçırsada, bi onun bu hallerine güldükce, O'da gülmeye başlıyor ve çaktırmayın, eğleniyrum babında da mutlu oluyor :)) Birde üstüne yaşlandırdınız beni, dede yaptınız sonunda demekten de kendini alamıyor :D
Eskiden olduğu gibi babişkom gene line çekicini, tornavidasını da almaya başladı ufaktan.. kimin içiiinnn.. tabiki torunu :) Öyle güç gösterilerine girmeden tek tük birşseyler yapıyor olması onu mutlu edip hayata bağlamasından daha da fazla iyi geliyor bizlere aslında..
Bildiğiniz üzre, İstanbul'da olmamın ve hatta uzun bir süre daha burda ve Andy'mden uzak kalacak olmamın bir sebebi de doğum iznimiz...
Şimdi baba-kız karşılıklı koltuklarda boylu boyunca yatışıp duruyoruz.. Ay Efe beni ne hallere soktu, yok ayağını cıkarttı, yok dirseğini bastırdı, yok hıçkırık tuttu, yok öyle yok böyle derken geçiriveriyoruz günleri.. Karnıma her baktıklarında da gülme krizlerine giriyor bizimkiler.. Bizimkiler dedimde tabiiki başta annemle-baam ama bunun ardı arkasıda kesilmiyor tabi.. ne olacak benim karın karın değil ki!! kimsecikleri 8,5 aylık hamile olduğuma inandıramıyorum.. yok diyorlar sen karnına top koymuşsun.. Acıpta gösterdiğimde de, açma.. sakla oluyo :)) Eee.. ben başka nasıl inandırıcam sizleri orda top saklamadığıma dair :))

Evet.. nasılda geçiyor zaman.. Babişko ameliyat olalı 1 ay'ı geçti ve bende dolu dolu 1 aydır burdayım..
Dediğim gibi, bu süre zarfında babamın kendini yavas yavaş daha da iyi hssetmesiyle, bizlerde oğluşumuz için alışverişlere çıktık tabiiki.. Eh.. birçok seyi de kısa zamanda yoluna koyduk sayılır.. gerçi, öyle büyük hazırlıklarımız yok.. oğluşumuza özel bir oda falan hazırlamıyoruz.. eh.. bi İstanbul'da, bir Tiflis'te olunca.. vee üstüne orada da ne kadar kalacağımız belli olmayınca, herseyi taşınabilir ve portatif tarafından halletmeye calıştık bizde.. ilk 6 aylık kıyafetleri, battaniyeleri.. tabii bu hususta annemin uğraşlarını da göz ardı edemeyeeğim.. Torunu için, hatta benim için gereken herseyi kısacık zaman içerisinde tamamladı canım annem :) hala da dikiş makinası salonun dip bir kösesinde acık vaziyette :)) Hee.. bu arada söylemeden edemeyeceğim, bende bir iki salya sümük mendili için Efe beyimizin kenar oyası neyim yaptım hani.. bayaa bi zorlandım ve biraz yamuk yumuk oldu ama oldu :))
Ne dicektim ben.. heh.. kısa zamanda o alışveriş meselesini hallederken tabii ben karnım burnumda, ağır aksak hareket etmeye başladığım için, uzun yürüyüşlerden de nasibimi aldım.. Gerçi gene yürüdüm yürümesine de, son 1 haftadır, hem karpuz hemde Efe bey'i büyütmekle meşgul olduğumu söyleyebilirim..Çünkü geçtiğimiz salı günü doktor amcamız kızdı bize :/
Sebebine gelince...o kadar yürüyüşün ardından, üstüne üstlük pazartesi aksam üzeri de bir küçük taihsizlikle, korku da atlatıverince, oğluşumuz erkenden gelmeye kalktı :/
Bir insan oturduğu yerden kalkarken, kendi eşofmanın paçasına takılıpta, ellerinin üzerinde düşebilir mi?!
Cevap veriyorum.. Evet.. düşer!! Şekil 1-a olarakta kendimi tek geçiiyorum bu hususta :(
Gerçi cok hızlı bir düşüş olmadı ama korkum hem bana hemde oğluşuma yetti de arttı bilem. Hissederken varlığını bir anda karnımın içine çekildiğini farkettim.. Sanki Efe'm beni terk edip gitmiş gibiydi.. Uzanıpta konusurken, 'hadi oğlum hareket et diye dualar ederken bulduk kendimi.. Aşırı hareketliliği ile taa göbişimin üstünde her bi tarafını görebildiğim ufaklığım, şimdi ellerimle bile hissedilemez olmuştu.. Arada böyle minik minik hareketlerini hissetsemde ne yazık ki bana yetmemişti.. ve tüm gece de yetmedi :(( içim içimi yedi :(
Ertesi günü doktorla olan randevumuz, annemin telkinleri ve eşim, canııımm Andy'min nette kameranın diğer ucundaki rahatlığı ile korkmuştur O'da, çekmiştir kendini demesi az buçuk telaşımı almıştı ama garip bir hismis annelik.. ilk defa anladım desem yeridir :)
Bütün gece, uzun zaman aradan sonra, beyinen olmasada bedenen en rahat uyuduğum geceydi. Aklım oğluşumdayken, bedenim ondan çoookk uzakta gibiydi.. Sabah'ta anı telaş vardı içimde..
vee.. be endişelerimi benden uzaklaştıran şey, annemin 'Andy bugün burda' sözü oldum. inanmadım tabiiki.. bana o kadar çok süpriz yapan Anym'den böyle birşey gene beklenirdi de, bunu bana öyleyecekleri değil.. Bu seferde tam tersini yapıyorlar zannettim.. Ama gerçekmiş :)) İş sebebi ile Biricik kocacım 1 günlüğüne İstanbul'a gelmiş.. Böyle işe can kurban :))
Aşkımla ancak ikindi de doktorumuzun muayenehanesinde biraraya geldik :)) 1 aydan sonra.. ne kadar da çok özlemişim.. oğluşumuzda.. kalp atmlaı nasılda hızlıydı.. tabii o kadar yorgunluk ve özlem ; ne yazık ki atlattığımız korkuyla da birleşiverince.. Efem az daha kilolu olsaymış doktorumuz bizi direkt hastaneye göndertebilirmiş yani!!
Bu sebepten ötürüdür ki, ben artık yatay pozisyonda duracakmısım ki, oğluşumuz erken gelmesin.. Beymize kalsa 10 gün içinde geliverecekti de dediğim gibi biraz daha büyümesi gerek.. Biraz daha kilo almalı.. Hem babamızda ertesi gece gitti.. daha onu beklememiz gerek dimi ama:)) Oğlak burcu da olmak istiyoruuzz.. O zaman ne yapıyoruuzz?!? Doktor amcamızın sözünü dinleyip, ilaçlarımızı zamanında alıp bol bol dinleniyoruz..
hatta bu dinlenmelerin faydasını da gördük.. cuma günki randevumuzda hiç bir doğum belirtisi yani kotraksiyon mudur nedir işte ondan cıkmadı testlerimizde.. 18 aralıkta bayram oncesi olacak buluşmamıza kadar da aynı sekilde devam edeceğiz ve insallah babamızda 15 Aralık'ta yanımızda olacak :))
Zati ben şimdi kime dinlenmem gerektiğini söylesem "dinlen dinlen, bebiş gelince dinlenemeyeceksin" diyor.. Oğluşum sen izin vermeyecekmisin diyorum benim dinlenmeme.. uslu cocuk olacak bizimkisi diyorum da, kendi sözüme kendim bilem inanmıyorum :)) ben bi zir zop, duruduğu yerde durmaz, babamız başka bi hareketli, hele oğlan dayıya çeker diyorlar ya, o küçüklüğünden beri tıtısının üstüne oturamaz.. Heh birde babası ve dayısı gibi oğlakta olursa zateeennn.. yoook anacııımmm.. ben şimdi bol bol uyuyayım.. sonra bu iş nanay :))
Yaaa.. böyleyken böyle işte.. beni susturabilene ask olsun dedim.. dedim cunku buraya kadar tüm bu yazıları da okuduysanız size de 'helal olsun' :))
Şimdi merak edenlere küççü mennacık bikaçç bilgi daha :)) hala sabrınız varsa ;))
Bugün itibari ile 38 haftalık oldu Efe Beyimiz ve 2.300 kg dı geçen hafta ve 45 cm. tabii yanılma payları ile beraber ;)) Eğer 40 haftamız dolsun da günümüzde gelelim derse ki, insallah der :)) 01.01.2008 'de aramızda olacak oğluşumuz :) dediğim gibi süprüz yapmazsa :))
Bu arada benim icin bir ilginc deneyim daha yaşanıyor :))
İstanbul'da, kendimi bildim bileli yaşadığım ve gelin olupta baba evinden ayrıldım diyebileceğim yerdeyim.. Ama demiyorum :))
Bir zamanlar kardesimle ikimizin odasıydı burası.. Hatta öncesinde, hayal meyal hatırlııyorum ki, küçücük sobasıyla, kardeşim doğduğunda annem bu odada kalıyordu.. Pazara gitmek için, bizi evde ilk defa kardeşimle yalnız bıraktıklarında, kardeşim o eski hatta simdi yeniden moda olan parmaklıklı karyolasında yeni yeni ayakta durabilirken, onunla heçen işte şu camın ardından annemlerin gelişini izliyorduk beraber.. Sonra benim odam oldu sadece.. okula giderken, deliler gibi ders calıştığım ve hatta işte bu masada aldım bursumu dediğim babamın elleriyle özene bezene yaptığı masam sadece 2 gün önce dışarı çıktı odamdan.. Ardından ben gürcistan'a gidince, kardeşimin, yer yer anneannemin odası oldu, oyle anıldı.. Ne zaman ki ben tatil için bile olsa geri gelsem, ismi karışır oldu..
Vee.. şimdi.. Genç kızlığımın bu küçük odası, içine yerleştirebilmeyi başardığımız çift kişilik bir yatak, yıllarca kütüphane olarak kullandığım ve simdi beyimizin kıyafetlerini saklayacak bir tahta dolap ve oğluşumuzun minik karyolası ile beraber, artık bizim odamız oldu :))
Zaman bu kadar hızlı akıp giderken, çok yakında burası Efe Bey'in odası olarak varlığını idame ettirecekmişe benziyor :))